İNTERNETTE VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ

Kemik hastası oğlu için yardım isteyen babayı dolandırmaya kalktıTEKİRDAĞ’ın Malkara ilçesinde yaşayan ve bir çeşit kemik hastalığı olan ‘femur başı aseptik nekrozu’ tanısı konulan Hüseyin Kaya (10) için yardım çağrısında bulunan baba Mustafa Kaya, bir kişi tarafından kendisine para yardımı yapılacağı vaadiyle dolandırılmak istendiğini söyledi. Kaya, ‘Önce 7 bin euro göndereceğini söyleyip, hesabına 700 lira yatırmamı istedi. Daha sonra da 7 bin lira diyerek, 700 lira istedi. Dolandırmak istendiğimi anladım’ dedi.Malkara’nın kırsal Ballısüle Mahallesi’nde çiftçilik yapan Mustafa Kaya (43) ve Şengül Kaya (38)  çiftinin 3 çocuğundan en küçüğü Müstecep İlkokulu özel eğitim sınıfı 5’inci sınıf öğrencisi Hüseyin Kaya, vücudundaki ağrıların artması üzerine ailesi tarafından götürüldüğü  hastanede bir çeşit kemik hastalığı olan ‘femur başı aseptik nekrozu’ teşhisi konuldu.  Baba Mustafa Kaya, daha önce gazetecilere yaptığı açıklamada çocuğunun günden güne gözlerinin önünde eridiğini belirterek, yardım çağrısında bulunmuştu. Kaya, ‘Oğlum Hüseyin’i 2 yıldır hastanelere taşıyorum, bir çare bulamadık. Bizlere ‘7-8 ay sonra tekrar gelin’ diyorlar. Benim çocuğum gözümün önünde git gide eriyor. Ben devlet büyüklerimize sesleniyorum. Çocuğuma bir el atın. Bu böyle olmaz her gün günden güne eriyor. Hastalığı gece yattığında beline de vuruyor ve o yüzden oğlum uykuda uyumuyor. Okuluna çok zor gidiyor. Benim maddi durumum iyi değil. Buradan Sayın Sağlık Bakanımıza ve Sayın Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum. Bütün devlet büyüklerimize sesleniyorum. Bize kucak açsınlar. Bizleri böyle mağdur bırakmasınlar. Çok mağdur durumdayız. Sayın devlet büyüklerimden çocuğumun sağlık problemini çözsünler istiyorum. Ben 2 senedir gidip geliyorum. ‘Çürüme yapmış, erime yapmış’ dediler. Tedavi vermediler. Hep ‘7 ay sonra gel’ diyorlar. Bende 2 senedir hep gidip geliyorum ama artık maddi durumumda yok. Benim oğluma yazık günah eriyip gidiyor. Hüseyin’imin sağlık problemi çözülsün artık. Hüseyin’im yürürken de çok güçlük çekiyor. Ben böyle bir hastalık görmedim. Oturduğu zaman kalkamıyor. ya taburede ya da sandalye de oturması gerek. Yazıktır. Günahtır. Günden güne gözümün önünde eriyip gidiyor’ açıklamasında bulunmuştu.Anne Şengül Kaya ise yetkililerden yardım etmelerini isteyerek, ‘Benim oğlumun kemik erimesi var. Bacağı tutuluyor, oturduğu yerden kalkamıyor. Okuluna gitmekte çok güçlük çekiyor. Her gün gözümün önünde oğlum eriyip gidiyor. Ben buradan devlet büyüklerimize sesleniyorum. Benim oğlum gittikçe daha çok günden güne kötüye gidiyor. Daha çok eriyor. Maddi durumumuz yok. Yetkililerin bizlere yardım etmesini bekliyoruz’ dedi.Hüseyin Kaya da iyileşmek istediğini ifade ederek, ‘Ben okuyup doktor olacağım. Okumak istiyorum. Ama çok ağrılarım var. Bana bir çare bulsunlar. Ben iyi olmak istiyorum. Ben iyileşmek istiyorum’ dedi.’7 BİN EURO GÖNDERECEĞİM’Mustafa Kaya, kendileriyle ilgili haberlerin medyada yer almasının ardından arayan bir kişinin yurtdışında yaşadığını ve 7 bin euro yardım etmek istediğini söylediğini belirtti. Kişinin 7 bin euro yardım yapması için kendi hesabına 700 lira yatırmasını istediğini ifade eden Kaya, parası olmadığı için bu parayı yatırmadığını anlattı.Aynı kişinin  daha sonra yurtiçinden aradığını söyleyip 7 bin lira yardımda bulunacağını, 700 lirayı banka ATM’sinden hesabına yatırmasını söylediğini ifade eden Kaya, bu telefonlar üzerine dolandırılmak istediğini anladığını söyledi.Kaya, son olarak kendisinden 700 lira isteyen kişi ile gazetecilerin önünde telefonda konuştu. Kaya, ‘Bu nasıl bir iş hem yurt dışından aradığını söyleyip dola, euro göndereceğim diyorsun hem de aynı telefon numarasından yurtiçinden aradığını söyleyip 7 bin lira yatıracağını söylüyorsun. Madem yardım etmek istiyorsun benden niye 700 lira sana para yatırmamı istiyorsun?  Ve benden ille de 700 lira parayı bul yatır diyorsun. Benim şu an çocuğum hasta ve sen beni dolandırmaya çalışıyorsun. Ben sizden bıktım aramayın beni, ben zaten yaralıyım içim yanıyor, yardım bekliyorum sizde beni dolandırmaya çalışıyorsunuz. İki de bir arayıp benden 700 lira acil bulup yatırmamı istemeyin ben sizden yardım istemiyorum. Size yazıklar olsun. Beni dolandırınca elinize ne geçecek. Durumumu biliyorsunuz. Yazıklar olsun size’ dedi.Kaya, kendisini dolandırmak istediğini söylediği kişi hakkında da şikayetçi olacağını söyledi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Kaya’nın oğlunu okuldan gelişini karşılaması-Hasta çocuktan detaylar-Baba ve annenin yardım isteyip ağlaması-Anne baba ve çocuktan detay-Ev içindeki aileden detay ve ağlamaları-Dolandırıcının yardım bekleyen babayı araması-Dolandırıcı ile babanın konuşması-Kaya’nın diyalogları-Dolandırıcın telefonla ısrarlı şekilde araması-İkilinin telefon görüşmesiHaber-Kamera: Murat YAYIN /MALKARA(Tekirdağ),==============================Denizli’de 3.7 büyüklüğünde deprem DENİZLİ’nin Bozkurt ilçesinde sabah saatlerinde Richter ölçeğine göre 3.7 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremde can ve mal kaybı yaşanmadı.Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Deprem Dairesi Başkanlığı’nın merkez üssünü Denizli’nin Bozkurt ilçesi olarak saptadığı deprem, saat 07.52’de meydana geldi. Yerin 6.14 kilometre derinliğinde olan deprem, vatandaşlar tarafından hissedildi. Depremde, can ve mal kaybı yaşanmadı.Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ise depremin merkez üssünü, Bozkurt ilçesinin Armutalanı Mahallesi olarak açıkladı.DENİZLİ, ==============================Kaçak avcıların vurduğu yaban keçilerini sırtlarında taşıdılar ANTALYA’nın İbradı ilçesinde, 3 yaban keçisini avlayan 5 kişi gözaltına alındı. Ekipler yaban keçilerini yüzlerce metre sırtında araçlarına taşıdı.İlçeye bağlı Ürünlü Mahallesi Muhtarı Lütfullah Yamansoy, Başlar Mahallesi yakınlarında dağlık alanda kaçak av yapıldığı ihbarı aldı, durumu jandarmaya haber verdi. Ekiplerle bölgeye giden Yamansoy, üç yaban keçisinin vurulduğunu ve başlarının kesilerek avlandıkları yere bırakıldığını tespit etti. Ekipler, avlanan hayvanları yüzlerce metre sırtında araçlarına taşıdı. Bölgede geniş çaplı arama başlatan ekipler kısa sürede ilçe girişinde avcılar D.A.A., M.E., H.K., D.A.Ö. ve H.D’yi yakaladı. İzinsiz avlanan avcılar jandarma karakoluna götürülürken, tüfeklerine ek konuldu. 5 avcı hakkında av kanununa muhalefetten işlem yapılacağı belirtildi.6 AY ÖNCE DE YAKALAMIŞTIMuhtar Lütfullah Yamansoy, kaçak av yapanlarla ilgili özellikle çalıştığını anlattı. 6 ay önce de yavru bir dağ keçisinin kaçak avlandığını ve bunu da tespit edip avcıya 25 bin TL ceza yazdırdığını söyleyen Yamansoy, ‘Avcıların izinsiz yaptığı av nedeniyle hayvanların nesli tükenme noktasına geldi. Başka bölgelerden gelen avcılar resmen hayvanları katlediyor. Bunun adı av değil. Doğaya ve hayvanlara sevgi ve saygı bilinci oluşturmak için çabalıyoruz. Tahrip edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz’ dedi.GÖRÜNTÜ GEÇİLİYORHaber: Alparslan ÇINAR/ANTALYA, ==============================İzmir’de uyuz vakalarıyla birlikte ilaç talebi arttı İZMİR Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Lütfi Çamlı, kentin özellikle Buca, Karabağlar gibi ilçelerinde uyuz vakalarına çok sık rastlandığına dikkat çekerken, eczacılar ise uyuz ilacı talebine yetişememekten yakındı. İzmir Eczacılar Odası Başkanı Tuncay Sayılkan, ilaç talebinin beklenmedik boyutlara ulaştığına dikkat çekerek, ‘Bazı eczacıların artan talebe bağlı olarak takas yoluyla dahi hizmet vermeye çalıştıklarını biliyoruz’ dedi.İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Lütfi Çamlı, kentte gözleme dayalı bilgilerle uyuz vakalarının artış gösterdiğini belirterek, ‘Uyuz, dişi parazitin derinin yüzey tabakalarında bir tünel açarak yumurtalarını bıraktığı ve özellikle gece ısının artmasıyla parazitin hareketlenmesi sonrasında kaşıntı ile giden bir enfeksiyondur. Son dönemde İzmir de dahil olmak üzere bazı şehirlerde uyuz vakalarının arttığına dair bildirimler almaktayız. Uyuz doğrudan temasla bulaşan bir enfeksiyondur. Bulaşmayı takiben ortalama 1 ay sonra enfeksiyon bulguları görülür. En bilinen bulgu olan kaşıntı olmasa dahi, bu paraziti vücutta taşıyor olma ihtimalimiz vardır. Bulaştıktan sonra giderek şikayetler artacaktır. Geceleri artan kaşıntı durumunda hastaların doktorlarına başvurmaları uygundur’ dedi.’UYUZ GENEL OLARAK TOPLU YAŞAM ALANLARINDA ORTAYA ÇIKAR’İzmir’de artan uyuz vakalarını bilimsel olarak ortaya koymak için bazı verilere ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Dr. Çamlı, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Bu verilerin kamuoyu ile paylaşılması için İl Sağlık Müdürlüğü’ne başvurduk. Ancak aldığımız geri bildirimler, uyuz vakalarının arttığı şeklinde. Bu gözleme dayalı bulgular ışığında uyuz vakalarının arttığını söyleyebiliriz. Biz bu uyuz hastalığındaki artışın her sene kış aylarındaki olağan artıştan çok daha fazla ve belirgin olduğunu düşünüyoruz. Uyuz, genel olarak toplu yaşam alanlarında ortaya çıkar. Uygunsuz yaşam koşulları, kötü hijyenik ortam, barınma koşullarının çok uygun olamaması gibi durumlarında da uyuz hastalığında artış olur. Suriyeli mültecilerin bulunduğu bölgelerde bu hastalığın görüldüğüne yönelik açıklamalar var. Bu hastalık dünyanın her yerinde, her yaş grubunda görülebilen bir hastalıktır. Özellikle barınma ve yaşam koşullarının uygun olmadığı belli kesimlerde daha fazla görülebilir. Suriyeli mültecilerde bunun daha sık görüldüğüne dair net bir veri yok. Ancak eğer böyle bir şey ortaya çıkarsa bile o zaman sorgulamamız gereken mültecilerin yaşam koşulları, yeterli sağlık desteği alıp alamamaları olacaktır.”ARTAN TALEBE BAĞLI OLARAK TAKAS YÖNTEMİ’İzmir Eczacılar Odası Başkanı Tuncay Sayılkan da, uyuz ilacı talebinin beklenmedik boyutlara ulaştığına dikkat çekerek, ‘Uyuz vakası uzun zamandır Türkiye’de bu kadar yoğun yaşanmıyordu, dolayısıyla ilaç firmalarının da üretimi düşük miktardaydı. Ani bir artış meydana gelince, bu ilaçlarla ilgili sıkıntı ortaya çıktı. Bazı eczacıların artan talebe bağlı olarak takas yoluyla dahi hizmet vermeye çalıştıklarını biliyoruz. Şu anda firmalarla görüştük ve ekstra üretimle ilgili çalışmalar yapıyorlar’ dedi.İzmir’in belli bölgelerinde, özellikle çok göç alan yerlerde uyuz vakalarının ortaya çıktığını söyleyen Sayılkan, ‘Uyuz konusunda malzemelerle temas çok önemli ve burada da hijyen sorunu ortaya çıkıyor. Eczacılar olarak bu hastalıkla ilgili ilaçlarda zaman zaman sorun yaşıyoruz. İzmir’in Buca, Karabağlar gibi bölgelerinde bu ilaçla ilgili yoğun talep var. Öte yandan bazı vatandaşlar ise kendiliğinden bu hastalıktan şüphelenip ilaç satın alarak tedavi yoluna gidiyorlar. Her kaşıntı ya da her alerjik görünüm uyuz değildir, bunun teşhisinin doğru konması gerekiyor’ diye konuştu.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ—————-Dr. Lütfi Çamlı ile röp.Tuncay Sayılkan ile röp.Lütfi Çamlı detay görüntülerHaber: Hande NAYMAN Kamera: Mücahit BEKTAŞ, Tekin GÜRBULAK / İZMİR,  ==============================2 odalı evde 17 kedi ile birlikte yaşıyorHATAY’da Selda Ayrık (50), sokakta bulduğu bakıma muhtaç kedileri evine alarak iyileştirip bakımını yapıyor. Kedilere bakmaya 5 yıl önce başlayan Ayrık, şu anda iki odalı evinde tam 17 kedi ile birlikte yaşıyor.Kedilere bakmaya 5 yıl önce başlayan Selda Ayrık, şu anda iki odalı evinde tam 17 kedi ile birlikte yaşıyor. Ayrık, 5 yıl önce karlı havada kızının getirdiği hasta bir kediyi iyileştirerek bakımını yaptığını o günden sonra kızının sokakta bulduğu kedileri evine taşıdığını söyledi. Ayrık, ‘Karlı bir kış günü kızım erken saate okula giderken motorlu biri tarafından sokağa atılan kediye kıyamayıp bana getirdi. ‘Anne bunu iyileştir’ dedi. Biz de o zaman kediyi aldık önce sıcak bir ortamda beklettik sonra karnını doyurduk. Karnı doyduktan sonra tam iki gün uyudu. O kediden sonra kızım bulduğu her kediyi bana getirmeye başladı’ dedi.HEPSİNİN BİR ADI VAR17 kedi ile uzun bir süre geçirdikten sonra hayvanlara isim verdiğini belirten Ayrık, ‘O kadar uzun süre fazla kedi ile yaşayınca illaki isim koyuyoruz. Çünkü onların da bir hitap şekline ihtiyacı var. Seslendiğimizde bakacağı bir isim koydum her birine böylece onlara daha da alıştım’ diye konuştu.Görüntü Dökümü—————————Kedilerden genel ve detay görüntülerSelda Ayrık’ın kedileri beslemesiEvin odalarında bulunan kedilerden detay görüntülerSelda Ayrık ile röp.Süre: 03’22ö – Boyut: 210MBHaber-Kamera: Halil İbrahim KARAÇAY/HATAY,==============================Çevre mühendislerinden hava kirliliği uyarısı İZMİR’de nüfusun artması, kentlerin büyümesi, endüstrinin gelişmesiyle birlikte, hava kirliliği de arttı. Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İzmir Şube Başkanı Helil İnay Kınay, 2019 yılının kasım ve ocak ayı verillerini yeni değerlendirdiklerini, izleme istasyonlarının verilerine göre Karşıyaka, Bornova, Çiğli’de kükürt oranlarında yükselmeler olduğunu gördüklerini açıkladı. Kınay, Körfez boyunca binaların bitişik nizam şeklinde olduğunu, bunun da duvar görevi üstlendiğini, yine yüksek yapılaşmanın etkisiyle rüzgar koridorlarının ortadan kalktığını belirterek, planlama hatalarının hava kirliliğine neden olduğunu söyledi. Helil İnay Kınay, önlem alınmaması halinde yaşanamaz kentlerle karşı karşıya kalınacağı uyarısında bulundu. Türkiye’de özellikle büyükşehirler, çevre kirliliğine neden olan, insan sağlığını tehdit eden hava kirliliğini yoğun şekilde hissediyor. Nüfusun artması, kentlerin büyümesi, hava kalitesinin düşmesine neden olurken, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı olan Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nden uyarı geldi. Şube Başkanı Helil İnay Kınay, İzmir’de havaların soğuması ile birlikte varolan kirliliğin hissedilmeye başlandığını söyledi. Hava ölçüm istasyonları tarafından kaydedilen anlık değerlendirmeleri incelediklerini, İzmir için şu anda büyük bir sıkıntı görünmediğini aktaran Kınay, hava kirliliğine uzun vadede bakıldığında, tablonun değiştiğini aktardı. Kınay, ‘Özellikle geçen yıldan bu yana yaptığımız değerlendirmelerde, kış sezonu boyunca belli istasyonlardaki kükürt oranlarının, sınır değerinin üzerinde olduğunu görüyoruz. Hava kirliliği Türkiye’nin bütün kentlerinde büyük bir problem. Aynı sorunu biz de İzmir’de yaşıyoruz’ dedi. İzmir için 2019 yılının kasım ve ocak ayı verilerini yeni değerlendirmeye başladıklarını açıklayan Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Helil İnay Kınay, ‘Geçtiğimiz yıldan itibaren yaptığımız değerlendirmelerde, Karşıyaka, Bornova, Çiğli istasyonlarında kükürt oranlarında yükselmeler olduğunu gördük. Diğer istasyonlarda kısmen azalmalar var’ dedi. ‘RÜZGAR KORİDORLARI BIRAKIN’İzmir’de ‘inversiyon’ denilen atmosfer olayı nedeniyle de hava kirliliğinin ciddi boyutlarda olduğunu kaydeden Kınay, kentte özellikle sanayi bölgesi olan Aliağa ilçesinde yoğun şekilde hava kirliliğinin yaşandığını belirterek, ‘Aliağa, ağır sanayi bölgesi. Bu bölgenin kirletici etkisini, İzmir kent yaşamında hissediyor. Bununla ilgili veriler de ortada. Aliağa’nın havası kirli. Bu bölgedeki hava kirliliği İzmir’in en büyük sorunlarından biri’ dedi. Hava kirliliğinin Türkiye’nin bütün kentleri için çok büyük bir problem olduğunu, İzmir’in de bu kentlerin içerisinde yer aldığına dikkat çeken Kınay, şunları söyledi:  ‘İzmir’de Körfez boyunca binalar bitişik nizam. Bu da duvar etkisi yapıyor. Yüksek yapılaşmanın etkisiyle rüzgar koridorları ortadan kalktı. Kentte kirli havanın hareket edebileceği alan yok. Planlama hataları, yanlış kentleşme bizi daha büyük hava kalitesi sorunları ile karşı karşıya bırakıyor. Kentteki tüm planlama ve düzenlemelerin, kentin coğrafi özelliklerine uygun şekilde yapılması gerekiyor. Rüzgar koridorları bırakılmalı, havanın hareket edeceği alanların bırakılması gerekiyor. Bütünsel bir hava kalitesi planlaması yapılması şart. Yaşamsal olarak ciddi sağlık riskleri var. Özellikle hamileler, çocuklar, yaşlılar, hava kirliliğinden ciddi şekilde etkilenmekte. Hava kirliliğinin uzun vadede insan ve çevre sağlığı açısından yaratacağı sorunlar, artık geri dönüşü olmayan noktaya varmak üzere. Hızlı ve etkili önlemler alınmaması halinde, yaşanamaz kentlerle karşı karşıya kalacağız.’GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ—————-İzmir’den görüntüÇevre Mühendisleri Odası Başkanı ile röp.Genel ve detay görüntüHaber: Umut KARAKOYUN-Kamera: Ahmet Turhan ALTAY- Halil KARABIYIK / İZMİR, ==============================ÇİFT KOL NAKİLLİ YUSUF OĞUZ’UN TIRNAKLARI UZAMAYA BAŞLADIAKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Plastik Rekonstrüktif Estetik ve Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlenen Özkan, Türkiye’nin dördüncü çift kol nakillisi Yusuf Oğuz Şimşek’in (26) tırnaklarının uzadığını, bunun çok önemli ve güzel bir gelişme olduğunu söyledi. Özkan, nakil sürecinde 1.5 ayı geride bırakan Şimşek’in cuma günü hastaneden taburcu edileceğini kaydetti.Antalya’da, yaklaşık 5 yıl önce güneş enerjisi paneli montajı sırasında elektrik akımına kapılarak kollarını kaybeden ve 26 Kasım’da Prof. Dr. Özlenen Özkan, Öğretim Üyesi eşi Prof. Dr. Ömer Özkan’ın da aralarında bulunduğu ekip tarafından çift kol nakli yapılan Yusuf Oğuz Şimşek’in Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ndeki tedavisi devam ediyor.Yusuf Oğuz Şimşek’in son durumuyla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Özkan, nakil sürecinde 1.5 ayı geride bıraktıklarını belirterek, ‘Bu zaman içinde hiçbir olumsuzlukla karşılaşmadık. En çok zaman alan, bu süreçte ilaç düzeyini ayarlamaktı. Cerrahi açıdan ilk 10 gün risk teşkil ediyordu. Bu süreyi de sıkıntısız atlattık. Şu an için tedavisi devam etmekte, herhangi bir sıkıntımız yok. Her şey yolunda giderse 10 Ocak Cuma günü taburcu etmeyi planlıyoruz. Aslında biz taburcu etmiştik. Yusuf kendi isteğiyle taburcu olmayı erteledi. 2 gün sonra evine uğurlayacağız’ diye konuştu.AİLE EĞİTİM ALIYORFizik tedavi sürecinin hastanın evinde ve hastanede devam edeceğini aktaran Prof. Dr. Özlenen Özkan, ‘Aynı zamanda aile de eğitim görüyor. Fizik tedavi uzunca, tüm güne yayılması gereken bir süreç. Böyle olunca sonucu daha hızlı alıyoruz. Kolun dirseğe çok yakın kısmında hissetme başladı. Bu, zamanla daha iyi olacak. Sinir iyileşmesi zaman aldığı için fonksiyonlar ve duyu büyük miktarda yerine geliyor. Bir yılın sonunda fonksiyonları göreceğiz. His biraz daha erken geliyor bu tür hastalarda. Tırnakları da uzamaya başladı. Bu da çok güzel bir gelişme’ dedi.’DOKTORUM TIRNAKLARIMIN UZADIĞINI SÖYLEDİ’Yusuf Oğuz Şimşek ise nakilden sonra heyecan ve mutluluk yaşadığını, şimdi de evine gidecek olmasından dolayı aynı duygular içinde olduğunu belirterek, ‘Tırnaklarımın uzadığını hocamız gördü. Bana da söylediler. Gelişme olduğu için çok sevindim. Dirseklerimde his var, eve gittiğimde de fizik tedavilerim devam edecek. Bana bağış yapan aileden Allah razı olsun. Onlar bağış yapmasaydı ben bu şekilde olamazdım’ diye konuştu.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ—————–Üniversite hastanesi dış plan görüntü-Organ nakil merkezi dış plan görüntü-Prof. Dr. Özlenen Özkan Yusuf Oğuz’u muayene ederken görüntüsü-Uzamaya başlayan serçe parmak tırnağının görüntüsü-RÖP 1: Prof. DR. Özlenen Özkan-Yusuf Oğuz ellerinin görüntüsü-RÖP 2: Yusuf Oğuz-DetaylarHABER: Erol AKKIR-KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,===============================Erzurum Belediye başkanı ve müdür bindikleri atlı kızağı durduramadıBelediye başkanı ve müdür bindikleri atlı kızağı durduramadıTürk sinemasının efsane isimlerinden Şener Şen’i bindiği atın kaçırdığı ‘Hababam Sınıfı Tatilde’ filmi Erzurum’da gerçek oldu. Vali Okay Memiş, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ile birlikte Dadaşköy Mahallesi’ne düzenlenen bir etkinliğe katılan merkez Yakutiye İlçe Belediye Başkanı Mahmut Uçar ile İl Tarım Müdürü Osman Akar, bindikleri atlı kızakta atı kontrol edemeyince kalabalıktan uzağa gittiler. Başkan ve müdürün bindiği kızağı köyün gençleri atın önüne geçerek durdu. Korku dolu anlar yaşadıkları kızaktan gülerek inen Başkan Mahmut Uçar, başka bir atlı kızağa binen Vali Okay Memiş’in yanına gelerek, ‘Sayın Valim bizim bindiğimiz kızağın freni yokmuş’ diyerek espri yaptı.Merkez Yakutiye ilçesinin Dadaşköy Mahalle Muhtarı İslam Yıldırım’ın davet ettiği Vali Okay Memiş, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, merkez Yakutiye İlçe Belediye Başkanı Mahmut Uçar ve İl Tarım Müdürü Osman Akar atlı ciritçiler tarafından karşılandı. Vali Okay Memiş ve beraberindekiler Yakutiye Belediyesi tarafından mahalleye yaptırılan sosyal tesisler ile muhtar Yıldırım’a ait olan besi çiftliğini gezdi. Hayvancılığa çok önem verdiklerini söyleyen Vali Memiş, ‘Bakanlık haricinde valilik olarak 5 bin çiftçiye yem stoğu sağladık. Bakanlık ve bizlerin çiftçilere çok ciddi destekleri var. Çünkü kış şartlarında hayvanlar dışarı çıkamıyor bu yüzden yem dağıtıyoruz. Çiftçinin en büyük sıkıntısı yem maliyeti. Bizim yaptığımız bu uygulamada maliyeti ciddi oranda düşürmüş oluyor. Bu desteğimiz 2020 yılında da devam edecek. Büyükbaş hayvan sayısı bir yıl içinde 730 binde 890 bine ulaştı. İnşallah 2020 yılında bir milyon hedefine rahatça ulaşacağız’ diye konuştu.ATI DURDURAMADILARGezi ve incelemenin ardından mahallenin atlı cirit spor kulübü karlı zeminde protokolle bir gösteri maçı yaptı. Vali ve beraberindekiler cirit alanına atlı kızaklara gitti. Ancak, Yakutiye İlçe Belediye Başkanı Mahmut Uçar ile İl Tarım Müdürü Osman Akar, bindikleri atlı kızakta atı kontrol edemeyince bulundukları kalabalıktan uzağa gittiler. Başkan ve müdürün bindiği kızağı köyün gençleri atın önüne geçerek durdurdu. Korku dolu anlar yaşadıkları kızaktan gülerek inen Başkan Mahmut Uçar, başka bir atlı kızağa binen Vali Okay Memiş’in yanına geldi. Vali Memiş, ‘Başkanım o nasıl gittiniz öyle’ dediği Uçar, ‘Sayın Valim bizim bindiğimiz kızağın freni yokmuş’ diyerek espri yaptı. GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ——————Protokolü muhulleye girişte atlıların karşılaması-Vali ve beraberindeik protokol yapılan sosyal tesisleri gezmesi-Başkan Mahmut Uçar ve tarım il müdürünün atlı kızağa benmesi-Başkan Mahmut Uçar’ın ‘Sayın valim bizi takip edin’ demesi-Uçar ve Akar’ın indiği kızağın hızla gidişi-Köyün gençleri kızağın önünün kesmesi (fotoğraf) -Valinin atlı kızakla gitmesi-Mahmut Uçar’ın Valinin yanına gitmesi-Atlı cirit gösterisi-Protokolün atları sevmesi ve fotoğraf çekilmeleriHaber-Kamera: Turgay İPEK / ERZURUM, ===============================Televizyonu kapatıp, cep telefonlarını sessize alıp 63 dakika kitap okuyorlarMUĞLA’nın Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nce hayata geçirilen Cumhuriyet Okumaları projesi kapsamında veliler ile öğrenciler evlerindeki televizyon ve cep telefonlarını kapatarak 63 dakika kitap okuyor. Ünlü şarkıcı Bengü başta olmak üzere birçok sanatçı paylaştıkları videolar ile projeye destek oldu. Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nce Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Çağdaş muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmak’ sözünün hedeflenmesi, dijital ve sanal dünyadan uzak kalınmasının sağlanması için proje hayata geçirildi. TBMM’nin açılışının 23 Nisan 1920 tarihinde olması nedeniyle kitap okumanın başlangıç saati 19.20, Cumhuriyet’in 100 yılının 29 Ekim 2023’e denk gelmesi nedeniyle de etkinliğin bitiş saati 20.23 olarak belirlendi. Bodrum genelindeki evlerde proje kapsamında haftada 1 gün veliler ve öğrenciler evlerindeki televizyonları kapatıyor, cep telefonlarını sessize alarak 63 dakika boyunca kitap okuyor. Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre, beraberinde Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürü Aslan Korkmaz, şube müdürleri ve öğretmenler ile birlikte kitap okuma etkinliği düzenlenen bir eve sürpriz ziyarette bulundu. Müdür Töre’yi karşılarında gören veliler, mutluluk yaşadı. Protokol üyeleri, veliler ve öğrenciler, teknolojiden uzak bir şekilde 63 dakika kitap okudu. Müdür Töre, ‘Aile sıcaklığı içerisinde bulunmaktan keyif aldım. Bodrum’daki bu projemizi il genelinde uygulamak istiyoruz. Çocuklarımızı hayata hazırlarken, onlara 21’inci yüzyılın yaşam becerilerinin başına koyduğumuz en önemli özellik okuma becerisini kazandırmak. Bu olmazsa olmazımız. Evlatlarımızın hayatta başarılı olmalarının yolu kitap okumaktan geçiyor. Çocuklar üzerinde en kalıcı etki akran öğreticiliğidir. Akranların bir araya gelerek kitap okuması, ailelerin samimi bir ortamda bir arada bulunması ve örnek davranışlarla model oluşturmaları eğitimcilerin buna eşlik etmesi mükemmel bir çalışma’ dedi. Bodrum Mahir Cemal Uslu Ortaokulu 6’ncı sınıf öğrencisi Alyanaz Filiz, ‘Genel olarak hepimiz teknoloji bağımlısıyız. Teknolojiden uzak bir şekilde ailelerimiz ile birlikte kitap okuyoruz’ diye konuştu. Velilerden Ufuk Emirzeoğlu ise, ‘İnsanı kitaba tamamen bağlayan mükemmel bir proje’ dedi.  Öte yandan ünlü şarkıcı Bengü ile sinema ve dizi oyuncusu Özge Özpirinçci, paylaştıkları videolar ile Cumhuriyet Okumaları projesine tam destek verdi.  GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ—————–Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre’nin aileler ve öğrenciler ile birlikte sohbet etmesi-Kitap okuyan protokol üyeleri, veliler ve öğrencilerden görüntü-Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre ile röp. -Öğrencilerden Alyanaz Filiz ile röp. -Velilerden Ufuk Emirzeoğlu-Şarkıcı Bengü’nün videosu-Oyuncu Özge Özpirinçci’nin videosu Haber-Kamera: AKGÜN –  Aykut KURT / BODRUM (Muğla), ==============================Vanlı öğrenciler, Life Kinetik eğitim programı sayesinde hem eğleniyor hem öğreniyorlarVAN’ın Edremit ilçesinde özel okul öğrencileri, Almanya’da geliştirilen ve dünyanın bir çok ülkesinde uygulanan ‘Life Kinetik’ (görsel algı, bilişsel beceriler ve fiziksel egzersizler ile beyin eğitimi) eğitim programıyla matematik dersi işliyorlar. Çeşitli materyaller kullanılarak verilen eğitim programında, öğrenciler hem öğreniyor, hem de eğleniyorlar. Özel Hürriyet Koleji’nde beden eğitimi öğretmeni İdris Demir, gittiği Almanya’da eğitimini aldığı ‘Life Kinetik’ programını bulunduğu okulda uygulama kararı aldı. Demir, okuldaki diğer öğretmenlere programı anlattı. 850 öğrencinin eğitim gördüğü okulda özellikle bir çok öğrencinin sevmediği ders olan matematik dersinde bu program uygulanmaya başladı. Matematik öğretmenleri, ilkokul çağındaki öğrencilere kartondan yapılan materyaller vasıtasıyla matematik dersini anlatmaya başladı. Beden eğitimi öğretmeni İdris Demir, Life Kinetik programının Almanya’da geliştirilip, dünyanın bir çok ülkesinde uygulanan bir eğitim programı olduğunu belirterek, ‘Program beyin nörolaglarını daha canlı tutarak beyin cimnastiğini sağlıyor. Beyin karmaşıklığı çözmede çok haz aldığından dolayı bununla birlikte beyni harekete geçirip, zor olan konuların daha eğlenceli ve daha zevkli hale getirip öğrencilerin tam öğrenmeyi sağlanmasını sağlıyor. Biz de okulda görev yapan öğretmenlerimize bu programın modüllerini öğretiyoruz. Öğretmenlerimiz de bu modülleri, kendi derslerinde çocuklara çeşitli materyaller aracılığıyla anlatıyorlar’ dedi.ÖĞRENCİLER HEM ÖĞRENİYOR, HEM EĞLENİYORLARAynı zamanda karete milli sporcusu olduğunu anlatan Demir, ‘Şu an Van’da sadrece bizim okulda matematik derslerinde bu program uygulanıyor. Böylelikle öğrenciler matematik konusunda kendilerini daha çabuk geliştiriyor. Artık klasik bir yöntemden öğrenciler çıkmış oldu. Daha eğlenceli, daha zevkli bir ders işlemeye başladılar. Bu program sayesinde öğrenciler hem eğleniyor, hem de öğreniyorlar’ diye konuştu.Sınıf öğretmeni Adem Ertuş ise, programın öğrencilerin matematik dersine ilgilerini artırdığını dile getirerek, ‘Matematik dersinde toplama işlemini kartondan materyallerle yapıyoruz. Bütün topları materyale atıyoruz. Öğrenciler materyalin içine attıkları topları toplayarak işlemi daha çabuk öğreniyor. Hem öğreniyorlar, hem eğleniyorlar’ dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ—————–Kolej binası-Hürriyet Koleji öğrencileri,  A-4  kağıtlarına çizilen canlıların  resimlerinin üzerinden geçip özelliklerini anlatması-Detaylar-Bir öğrenci ile röportaj-Okulun 1/A sınıfında minik öğrencilere karton ve fon kağıtlrdan yapılan materyalle öğrencilere matematik dersinin verilmesi-Materyalin içine küçük toplar atarak toplama işlemi yapan öğrenciler-Detaylar-Sınıf Öğretmeni Adem Ertuş ile röportaj-Ertuş, materyalin özelliklerini anlatırken-Programa okuldaki öğretmenlere anlatan Beden Eğitimi Öğretmeni İdris Demir ile röportaj-Sınıf öğretmeni Ertuş, minik öğrencileriyle küçük topları sayarken-DetaylarHaber-Kamera: Behçet DALMAZ/VAN ==============================İlçenin gönüllü arama-kurtarma timiSİVAS’ın İmranlı ilçesinde 21 yıl önce aralarında esnafların da bulunduğu çeşitli meslek gruplarından insanların bir araya gelerek oluşturduğu İmranlı Acil Yardım ve Kurtarma Derneği (İMAYKUD) gönüllü olarak bir çok olaya müdahale ediyor. Maddi imkansızlıklara rağmen zor durumdaki insanların yardımına koştuklarını anlatan Dernek Başkanı Alparslan Bal, ‘Tek amacımız hayat kurtarmak’ dedi.1999 yılında Sivas’ın İmranlı ilçesinde trafik kazaları ve doğal afetlerde mağdurlara yardım elini uzatmak amacıyla sivil savunma ekibi kuruldu. İMAYKUD adı altında 6 kişi ile kurulan derneğin gönüllü üye sayısı zamanla 36’ya yükseldi. Dernek üyeleri arasında öğretmen, belediye ve kaymakamlık çalışanı ile çarşı esnafları yer alıyor. Olası bir kaza veya olay sonrası 112’den gelen ihbar üzerine dernek üyeleri birbirleriyle iletişime geçerek derneğe ait konteynerde buluşuyor ve olay yerine gidiyor. Tamamen gönüllülük esasına dayalı ekipler, 21 yılda 2 binden fazla kazaya müdahale etti. İlçedeki Kızıldağ mevkisi ile Zara, Hafik ve Erzincan’ın Refahiye ilçesi bölgelerinde etkin bir şekilde faaliyet gösteren İMAYKUD, kış aylarının gelmesiyle birlikte gün içerisinde devriye atarak hazır bekliyor.’24 SAAT GÖREVE HAZIRIZ’İmranlı Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşlerinde çalışan İMAYKUD Başkanı Alparslan Bal, ‘Bu dernek içerisinde kepçe operatöründen tutun da berber, memur, öğretmen, işçi gibi her kesimden arkadaşımız mevcut. Bunlar genelde görevleri olan insanlar. İçimizde elektrik işlerinden anlayanlarımız var. Kepçe operatörü olanlarımız var. Kaza ve olaylar halinde ne ile karşılaşacağımızı bilmediğimiz için mümkün olduğu kadar meslekleri olan, bu işe gönül veren insanları tercih ediyoruz. Gittiğimiz olaylarda elektrikçiye de kepçe operatörüne de ihtiyacımız oluyor. Mümkün olduğu kadar bu arkadaşlarımızdan bir karma yapıp ekip olarak 7 gün 24 saat göreve hazır şekilde bekliyoruz’ dedi.’TEK AMACIMIZ HAYAT KURTARMAK’İlçenin Sivas’a uzak olması nedeniyle olaylara müdahalede ilk ve en hızlı rolü üstlendiklerini belirten Bal, ‘Kışın kar yağmasıyla birlikte merkezdeki AFAD ekiplerinin buraya gelmesi yol durumuna göre üç saat sürebiliyor. Biz İMAYKUD olarak buradan yarım saat içerisinde Kızıldağ’a rahatlıkla ulaşabiliyoruz. Elimizdeki imkanlara göre oradaki ihtiyaçlıların hayatlarını kurtarmaya çalışıyoruz. Tek amacımız hayat kurtarmak. Çünkü kaza yapan bir aracın altındaki biz de olabiliriz, bizim yakınımız da olabilir. O çaresizliği kimseye yaşatmak istemiyorum, ben de yaşamak istemiyorum. Allah trafik kazasını ve doğal afeti kimsenin başına vermesin. Derneğimizin şu andaki maddi imkanları bizi zorluyor. Türkiye’nin her yerinden hayırsever iş adamlarının güçleri yettikçe bize yardım etmelerini bekliyoruz. Burası D-200 karayolu ve Türkiye’nin en uzun karayoludur. İlla ki herkes bir gün buradan geçecek. O yüzden herkesin bize yardım etmesini bekliyoruz’ diye konuştu.’TIRAŞI YARIDA BIRAKIP KAZAYA GİDİYORUM’Derneğin gönüllülerinden olan ve aynı zamanda ilçede kuaförlük yapan Yunus Emre Demirer ise, ‘Yaklaşık altı yıl önce Kızıldağ’da bir otobüs kazası olmuştu. Dernek üyelerinden bir ağabeyimizi tıraş ederken kaza ihbarı geldi. Tıraşı yarıda bıraktım ve ben de onun özel aracıyla kazaya gittim. O kaza anında yolcunun zor bir durumda olduğunu gördüm. Derneğin de ekip yetersizliği vardı. O durumdan çok etkilendim ve gönüllü olarak derneğe üye olmaya karar verdim. Bazen müşteriyi tıraş ederken bazen kaza haberi geliyor. Müşteriden izin isteyerek ekiple birlikte kazaya gidiyorum’ dedi. GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Ekip üyelerinin görüntüleri-Mesleklerini yaptıkları yerler-İhbar üzerine haberleşip harekete geçmeleeri-Olay yerine gidişleri-Müdahale ettkikleri olaylardan görnütüler-Dernek Başkanının açıklaması-Üyelerin konuşmalarıHaber-Kamera: Hüsnü Ümit AVCI-Yasin KIRAS/İMRANLI(Sivas), ==============================Çıldır Gölü’nde Eskimo usulü balık avlıyorlarDONDURUCU soğuklar nedeniyle yüzeyi buzla kaplanan Ardahan’ın Çıldır ilçesindeki Çıldır Gölü’nde balıkçılar, Eskimo usulü balık avlıyor.    Denizden 1959 metre yükseklikteki Çıldır Gölü’nün yüzeyi, hava sıcaklığının geceleri sıfırın altında 20 dereceye kadar düşmesi nedeniyle buzla kaplandı. Balıkçılar, 123 bin metrekare alana sahip Çıldır Gölü’nde oluşan yaklaşık 15 santimlik buz tabakasını kazmalarla daire şeklinde kırarak, Eskimo usulü balık avlıyor. Geçimini yıllardır Çıldır Gölü’nde balık avlayarak sağladığını söyleyen 6 çocuk babası Atanur Dursun, Çıldır Gölü’ne kıyısı bulunan Taşbaşı, Çanakzu, Gülyüzü, Akçakale, Doğruyol, Eşmepınar ve Gölebekan köylerinde birçok kişinin ekmeğini bu gölden çıkardığını söyledi.    Yüzeyi iki hafta önce tamamen buzla kaplanan Çıdır Gölü’nde sarı sazan, gümüş balığı, şafak balığı ve alabalık bulunduğunu belirten Dursun, ‘Doğu Ekspres treni ile göle gelenlere şov amaçlı Eskimo usulü balık avcılığını sergiliyorduk ancak şimdi gölün nerede ise ortalarına giderek ekmeğimizi çıkarıyoruz. Eskimo usulü balık avlamak çok zor ve tehlikeli ancak yapacak başka bir işimiz yok. Bu baba mesleği. Balığın kilosunu 20 liraya satıyoruz. Günde ortalama 10 ila 15 kilo arasında çıkıyor. Çıkan balıkları da kızağa koyun köye götürüyoruz’ diye konuştu.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Donan Çıldır gölünden detay -Atanur Dursun’un buzu kırması -Göle sladığı ağı toplaması -Yakaladığı balıktan detay -Atanur Dursun ile röpHaber-Kamera: Suat İNCEDERE  / ARDAHAN/ÇILDIR,==============================Yediemin otoparklarında bulunan araçlar çürümeye terk edildiELAZIĞ’da, icralık olup yediemin otoparklarına bırakılan yüzlerce araç, çürümeye terk edildi. Mağdur olduklarını anlatan yediemin işletmecileri, sektörle ilgili yasal düzenleme istedi.Elazığ merkez Hicret Mahallesi’nde bulunan 8 bin metrekare ve 750 araç kapasitesine sahip yediemin otoparkında uzun yıllardır alınmayan araçlar nedeniyle işletmeci zor günler geçiriyor. Yaklaşık 10 yıl önce otoparka çekilen, lüks araçların da aralarında yer aldığı otopark, otomobil mezarlığına döndü.2010 yılından bu yana yediemin otoparkı işlettiğini ifade eden Ömer Ertan (38), yediemin işletmelerine yönelik yasal düzenlemenin yapılmasını talep etti. Ertan, şu an otoparkında 500 dolayında aracın olduğunu, 10 yıl önce getirilen araçların hala burada olduğunu ifade ederek, ‘İcra dairelerinde 6 ay geçtikten sonra bekleyen araç sayısı oldukça fazla. Bu nedenle bizler çok sıkıntı yaşıyoruz. Burada bir aracın kalması hem devlete hem de bize sorunlar oluşturuyor. Bir araç buradan çıkarıldığı zaman Motorlu Taşıt Vergisi yatırılır, muayenesi yaptırılır, sanayi de tamirleri yapılır yani bir çark döner. Ama ne yazık ki 2010 yılından beri birçok araç halen bekliyor. Ne devlet bir çözüm buluyor, ne de sahipleri ilgileniyor. Bundan dolayı devletimizden bir yardım bekliyoruz’ dedi.Yediemin otoparkında bulunan araçların birçoğunun icralık araç olduğunu aktaran Ertan, ‘Motorların çoğu tescilsiz ve plakasızdır. Kaza yapan, gümrük kaçağı olan, uyuşturucu nedeniyle yakalanan ve sigortasız araçlar var. Özellikle son dönemlerde lüks araçlar artmaya başladı. Ekonomik nedenlerden dolayı bu lüks araçlar çürümeye bırakıldı’ diye konuştu.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Otomobillerden görüntüMotosikletlerden görüntüRöportaj Genel ve detay görüntü Haber-Kamera: Erkan BAY/ELAZIĞ,==============================DMD’li kardeşler bisiklet, oyuncak değil, öksürtme cihazı istiyorANTALYA’da kas hastası Yunus Emre (18), Emrullah (13) ve Furkan (7) Üğdül kardeşler, yeni yılda bilgisayar, cep telefonu, bisiklet, oyuncak dileyen yaşıtlarının aksine, sadece rahat nefes alıp vermelerini sağlayacak öksürtme cihazı istedi. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) öksürtme cihazını ödeme kapsamına almadığı için cihazı alamadıklarını belirten anne Emel Üğdül (38), DMD’li çocuklar için destek istedi.Antalya’da oturan Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastası üç kardeş, yeni yıla hem kendileri hem de kendileri gibi hasta olan çocuklar için bir dilekte bulunarak girdi. Nazime Baki Saatçioğlu Mesleki Teknik Anadolu Lisesi 11’inci sınıf öğrencisi Yunus Emre Üğdül, Perihan- Esat Aral Ortaokulu 8’inci sınıf öğrencisi Emrullah Üğdül ve General Şadi Çetinkaya İlkokulu 1’inci sınıf öğrencisi Furkan Üğdül’ün yeni yıl dileği, diğer çocukların dileklerinden çok farklı. Yaşıtları, bilgisayar, cep telefonu, oyuncak, bisiklet gibi dileklerde bulunurken, kas hastası üç kardeşin dileği ise öksürtme cihazı. Fiyatı yaklaşık 35 bin lira olan ve SGK’nın ödeme kapsamında bulunmayan cihaz, onlar için hayati önem taşıyor. 12 yaşından sonra öksüremeyen ve akciğerlerinde balgam birikmesi nedeniyle hastaneye kaldırılan DMD’li çocukların yeni yıl beklentisinin öksürtme cihazı olduğunu söyleyen üç kardeş, sadece rahat nefes alıp vermek istediklerini belirtti. Kas hastası kardeşlerin 2020 yılından beklentisi ise öksürtme cihazının SGK’nın ödeme kapsamına alınması.HEM KENDİLERİ HEM DE DİĞER HASTA ÇOCUKLAR İÇİN 14 yaşından bu yana yürüyemediğini ve 4 yıldır yatağa mahkum yaşadığını anlatan Yunus Emre, ders dışındaki zamanlarında açtığı Youtube kanalında oyun videoları yüklediğini söyledi. Yeni açtığı kanalın abone sayısının yüksek olmadığını belirten Yunus Emre, ‘En büyük hayalim yayıncı olmak, oyun videoları çekip başka insanlara göstermek’ dedi. Tekerlekli sandalyedeki Emrullah ise şimdilik geleceğe dair hayal kurmadığını, yeniden yürümeye başladığında ise bunu düşüneceğini söyledi. Henüz zorlukla da olsa ayakta durabilen Furkan, en büyük eğlencesinin evde top oynayıp, ağabeyleriyle oyun videoları izlemek olduğunu kaydetti.’BİR ANNE OLARAK HİÇ İSYAN ETMEDİM’Yaşadıklarını anlatmakta zorlanan Emel Üğdül, üç çocuğunun da DMD hastası olmasını ‘Çok acı bir kader’ diye tanımladı. Üç çocuğu aynı hastalığın pençesinde olmasına rağmen hiç isyan etmediğini söyleyen Üğdül, ‘İsyan etmedim ama hayat başıma yıkıldı’ dedi. En büyük oğlu Yunus Emre’de 6 yaşında yürüme bozukluğu başladığını ve sık sık düştüğünü anlatan Emel Üğdül, gittikleri doktorların ‘düz taban’ teşhisi koyduklarını anlattı. Yunus Emre’ye düz taban diye özel ayakkabılar yaptırdıklarını ancak çare olmadığını belirten Üğdül, ‘Teşhiste geç kalındı. Yunus Emre’de kas hastalığı ortaya çıkınca ikinci oğlum Emrullah’a DNA testi yapıldı. Onda da DMD çıktı. Emrullah’a teşhis konulduğunda 8 aylıktı. Şimdi ise Furkan’a aynı tanı konuldu. Furkan’ın yürümesinde bozukluklar ve düşmeler başladı ama henüz ayakta. 4 çocuğum var. Biri kız. 3 oğlum DMD hastası. Kader bu. Ne diyebilirim ki?’ diye konuştu.’HEM HASTANEYE HEM OKULA TEK BAŞIMA GÖTÜRÜYORUM’Üç oğluyla tek başına ilgilendiğini belirten Emel Üğdül, Yunus Emre ve Emrullah’ı fizik tedaviye ve okula götürüp getirdiğini anlatırken, ‘Yunus Emre akülü tekerlekli sandalyesiyle, ben de Emrullah’ı motosikletime alıp hastaneye fizik tedaviye götürüyorum. Onları okula götürüyorum. Furkan şimdilik yürüyebildiği için fizik tedavi başlanmadı’ dedi. DMD’nin çok ağır ve zor bir hastalık olduğunu anlatan Emel Üğdül, tıpkı oğulları gibi yeni yıldan tek beklentisinin öksürtme cihazı olduğunu belirtti. Üğdül, ‘SGK, bizim çocuklarımız için gerekli olan öksürtme cihazını ödemiyor. Bunun ödenmesini istiyoruz. Çocuklarımızın daha iyi şartlarda yaşamasını istiyoruz’ dedi.DMD HASTASI ÇOCUKLAR İÇİN EN GEREKLİ CİHAZKendisi de kas hastası bir çocuğun annesi olan DMD ile Mücadele Derneği Antalya İl Temsilcisi Dilek Günel ise şunları kaydetti: ‘Bizim yeni yıldan tek beklentimiz medikal cihazlarımızın karşılanması. Çocuklarımızın henüz bir tedavisi yok ama daha uzun ve sağlıklı yaşamaları için medikal cihazlara ihtiyaçları var. Öksürtme cihazı 12 yaşından sonra DMD hastası çocuklar için çok gerekli. Cihaz 35 bin lira. Her ailenin maddi imkanı yetmiyor ve SGK’nın ödeme kapsamında değil. Cihaz önemli çünkü çocuklarımızın 12 yaşından sonra öksürme yetisi azalıyor, balgam atamıyorlar ve akciğerde birikiyor. Çocuklar nabız yükselmesi, soluk alamamak gibi nedenlerle hastanelik oluyor, entübe ediliyor. Çocuklarımız çok acı çekiyor. Yeni yıldan tek beklentimiz bu cihazın ödeme kapsamına alınması. Ailelere cüzi bir ödeme çıksa da bir şekilde karşılayabiliriz. Ama şu anda alamıyoruz.’GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————–Çocuklardan ve ev içersinden görüntü-Anne Emey Ülgül ile röp-Dilek Günel ile röp-Çocuklarla kısa kısa röp-DetaylarHaber: Selma Kunar –  Kamera: Emrah GÜL/ANTALYA- ==============================Burdur’a özel tanıtım filmiBURDUR Valiliği tarafından Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın (BAKA) katkılarıyla kentin tarihi ve doğal güzellikleriyle sosyal yaşamının yer aldığı tanıtım filmi hazırlatıldı. Vali Hasan Şıldak, filmin kentin tanıtımına önemli katkı sağlayacağını söyledi. Burdur Valiliği tarafından BAKA’nın katkılarıyla tarih, doğa, halk kültürü ve Burdur temalı tanıtım filmleri hazırlatıldı. ‘Tarih Burdur’da, keşfetmeye hazır mısın?’, ‘Doğa Burdur’da, keşfetmeye hazır mısın?’, ‘Yörük kültürü Burdur’da, keşfetmeye hazır mısın?’ ve ‘Burdur’u keşfetmeye hazır mısın?’ sloganlarının kullanıldığı dört bölümden oluşan tanıtım filmleri, Burdur Valiliği’nin sosyal medya hesaplarında yayınlanmaya başladı. İçerisinde kentin tarihi ve kültürel değerlerinin tek tek anlatıldığı görüntülerin yer aldığı tanıtım filmleri binlerce beğeni aldı ve paylaşıldı.ÇALIŞMALARI BİR YIL SÜRDÜBurdur Valisi Hasan Şıldak, tanıtım filmiyle ilgili Demirören Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, ‘İlimizin turizm açısından tanıtımının daha etkili yapılabilmesi amacıyla BAKA aracılığıyla çalışmaları yaklaşık 1 yıldır süren tanıtım filmleri hazırlattık. Bilindiği gibi Burdur tabiatıyla, tarihi eserleriyle, tarihi geçmişi ve kendine özgü halk kültürü ögeleriyle çok canlı ve renkli bir mozaiği andırıyor. Bu itibarla Burdur’un sahip olduğu bu turizm kapasitesinin geniş kitlelere duyurulması ve etkili bir reklam anlayışıyla, çağın gereklerine uygun, modern bir tanıtım videosuyla yapılması ihtiyacı olduğunu gördük ve bu çalışmayı hem kısa filmler hem uzun versiyon olarak, sosyal medyada kullanmak, değişik platformlarda ilin tanıtımını gerekirse ulusal medya kanallarında kullanılmak üzere hazırladık’ diye konuştu.’İLİMİZİN TANITIMINA ÖNEMLİ KATKI SAĞLAYACAK’Tanıtım filmlerinden ilkinin Burdur’un doğal zenginliklerini konu aldığını anlatan Vali Hasan Şıldak, ‘İkincisi Burdur’un sahip olduğu tarihi değerleri, tarihi mirası konu alıyor. Burdur Göller Yöresi’nde ‘Teke yöresi’ olarak adlandırılan bölgede Yörük kültürünün başkenti olarak anılan, çok kendine özgü değerleri olan ve bu değerleri de yaşamaya ve yaşatmaya çalışan, Yörük kültürünün bütün ögelerini içinde yaşayan, barındıran bir ilimiz. Yörük kültürünün başkenti olarak üçüncü filmimiz çekildi. Bu üçünün karması olan ilin genel bir tanıtımını içeren son filmimiz de genel tanıtım filmi olarak hazırlandı ve valiliğimizin web sayfasıyla sosyal medya hesaplarımızdan yayınlamaya başladık. Ümit ediyoruz bu hem ulusal hem uluslararası düzeyde ses getirecek ve ilimizin tanıtımına önemli katkılar sağlayacaktır’ dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ————–Tanıtım filminden detayVali Şıldak’ın açıklamalarıTanıtım filminden detay Haber-Kamera: Mesut MADAN/BURDUR, ==============================Malatya’da yapılan ‘Ters Ev’ baş döndürüyorMALATYA’da, genç girişimci Metehan Alp (24), tarafından yaptırılan ‘Ters Ev’ görenlerin ilgisini çekiyor.Malatya’da yaşayan Metehan Alp, ölen babaannesi Emine ile dedesi Kemal Alp çiftinden kalan ev eşyalarını kullanarak İstiklal Mahallesi’ne ters ev yaptı. Babaannesi ve dedesinin anılarını yaşatmak amacıyla 1 ay önce açılışı yapığı ters ev 3 oda 1 salondan oluşuyor. Öğrencilerin 10 liraya, sivillerin 15 liraya ziyarete girdiği ‘Ters Ev’ görüntüsü ve içindeki gerçek eşyaları ile görenlerin dikkatini çekiyor. 1 ay önce ziyaretçilerine kapılarını açan ters ev meraklılarını ağırlıyor.Metehan Alp, gelen ziyaretçilerin başlarının döndüğünü belirterek, şunları söyledi: ‘İl dışında İstanbul’da, Ordu’da ve Antalya’da birçok ilde bu tarz projeler görmüştüm. Malatya’mıza böyle bir projeyi kazandırmak istedik. Gerçekten çok farklı, nostalji eşyalarla dizayn ettik. Bu evde kullanılan bütün eşyalar babaanneme, dedeme ait 1980’li yılları anlatan eşyalar. Böyle bir proje yaparak Malatya’ya gerçekten farklı bir şey kazandırdık. Hani bunun devamı nasıl olur ama gerçekten Malatya için çok güzel oldu. Bu proje Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu’da tek, ilk defa biz açtık. Umarım Malatya için güzel bir proje olur. Herkesi bekliyorum. Gelenler ise çok farklı bakıyorlar. İçeriye girdiklerinde başlarının döndüğünü söylüyorlar. Fotoğrafları çekip ters çevirdikten sonra tavandan aşağıya sarktığını görünce insanlar gerçekten çok eğlenceli kareler ortaya çıkıyor. Çok gülüyorlar, çok eğleniyorlar. Çıktıklarında çok memnun olduklarını söylüyorlar. Burası ortalama 150 metre kare 3 tane odamız, 1 tane salonumuz, 1 mutfağımız buluyor. Onun dışında banyosu, yatak odası, oturma odası, dikiş odası, mutfak, şark köşesi hepsi eşyalarla dizayn edildi.”Ters Ev’i ziyaret edenler ise ilk girdiklerinde başlarının döndüğünü, çekindikleri fotoğrafı ters çevirdikten sonra ilginç bir hal aldığını söyledi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-    -Ters evden görüntüler-Eşyaların detayı-Ziyaretçiler-Fotoğraf çekinenler-Metehan Alp röp-Ziyaretçiler röp.-Genel ve detay görüntülerHaber-Kamera: Taha AYHAN-MALATYA ==============================Ahırlarda yem üretilecekKARS’ın Digor İlçe Ziraat Odası Başkanı İsmet Hagi, çiftçilerin hayatını kolaylaştıracak ve ekonomik rahata kavuşturacak önemli bir projeye imza attı. Hollanda’da kullanılan yem bitkileri çimlendirme projesini hayata geçiren Hagi, 20 derece sıcaklığındaki bir odada meyve kasaları içerisinde yem bitkilerini çimlendirmeyi başardı.Digor İlçe Ziraat Odası Başkanı İsmet Hagi, kış aylarında 6-7 ay ahırda kalan hayvanların beslenmesinde masrafları azaltmak amacıyla yem bitkilerini çimlendirme projesini uygulamaya başladı. Ziraat Odası Tarım Danışmanı Serhat Ertek ve Ziraat Mühendisi İbrahim Oğuzhan Erginbay’ın destekleriyle bir odada kasalar içinde yem bitkilerini çimlendirme işlemi başarıyla gerçekleştirildi. 7 günde 28 santim uzunluğuna ulaşan arpanın bir kilosundan 8 ile 10 kilogram arasında ürün elde ediliyor.Proetin açısından zengin olan arpanın yem masrafını yüzde 70’lere varan oranda azaltacak ‘Yem Bitkileri Çimlendirme Projesi’ni yöre çiftçisine tanıtan Digor Ziraat Odası Başkanı İsmet Hagi, ‘Bölgemizde 6- 7 ay kış oluyor. Hayvanlarımız bu nedenden dolayı içeride beslenmek zorunda kalıyor. Bu da yem, saman ve ot konusunda büyük masraf oluyor. Digor Ziraat Odası olarak ziraat mühendislerimizle bir çalışma yaptık. İnternette de araştırdık. Topraksız arpa ekimi yöntemini bulduk. Bunun denemesini de yaptık. Arpamız 5 günde epeyce boylandı. 7 güde 28 santime kadar uzanıyor. 7’nci günün ardından hayvanımıza yediriyoruz. 1 kilo arpada 8-10 kilogram arası yeşil ot çıkıyor. Topraksız olduğu için bunu parçalayıp hayvana verebiliyorsunuz. Protein oranı da 28 olan bu ürün, bölgemize büyük kolaylık getirecek. Normalde bizim kullandığımız yemlerde protein oranı 14- 18 arasıdır’ dedi.Çiftçileri bilgilendirmenin yanı sıra tarım danışmanları ve mühendislerin köylere giderek projeyi anlatığını ifade eden Hagi, ‘Bunun hiçbir zorluğu olmadığını anlatıyoruz. Çiftçimiz kendi ahırında yapabiliyor. Ahır sıcaklığı 18- 30 derece arasında olduğu zaman bu ürünü ahırında yetiştirebiliyor ve günlük olarak hayvanına yedirebiliyor. Şu anda çiftçilerimiz bilmedikleri için biraz endişeliler, ama biz bunun birkaç yerde denemesini yapacağız. Bu uygulama, önümüzdeki günlerde köylerde ahırlarda yapılacak. Bütün çiftçilerimize bunu öneriyoruz’ diye konuştu.ÇİFTÇİMİZ OT KULLANMAYACAK, SAMAN KULLANMAYACAKUygulama hakkında bilgi veren Hagi, ‘Arpa kaliteli olursa daha çok verim alınabilir. 7 günde yetiştiği için taze taze hayvana yedirebiliyorsunuz. Aynı zamanda süt üretiminde de yüzde 20 oranında artış oluyor. Kısırlık olayı kesinlikle olmuyor. Veterinerden ilaç kullanmayacak, ot kullanmayacak, saman kullanmayacak, yem kullanmayacak sadece bunu üretecek. Bir araştırma yaptık. Odamıza gelen bir çiftçimizin 30 hayvanı var. Çiftçimiz günlük 200 kilo saman, 125 kilo ot, 100 kilo da yem veriyor hayvanlarına. Bunun günlük maliyeti 450 TL oluyor. Bizim bu önerdiğimiz metodu kullanırsa 55 kilo arpayla o hayvanlarını doyurabiliyor. Bu da 80 TL’ye mal oluyor. Böylelikle günlük 370 TL kara geçiyor. Şu anda samanın kilosu 1 TL. Biz, buna bir çare bulalım ve çiftçilerimizin maliyetlerini düşürelim amacıyla araştırma yaptık. Hollanda’da yüzde 75 oranında hayvan yetiştiricisi bu sistemle işini yürütüyor. Ülkemizde de yaygınlaşıyor. Özellikle kaz çiftliklerinde bu uygulanıyor. Büyükbaş hayvancılıkta Hollanda ve Romanya bunu yaygın kullanıyor.’PROTEİNİ KÖKÜNDEDigor Ziraat Odası Tarım Danışmanı Serhat Ertek, ‘Şu anda biz arpanın çimlendirmesini yaptık. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılıkta, tavşan ve kaz yetiştiriciliğinde de kullanılan bir yöntemdir. İlk olarak arpa çimini suda yıkıyoruz. 3-4 defa suyunu değiştiriyoruz. 1 gün boyunca kapalı ortamda bekliyor. Üzeri kapalı şekilde beklediğinde çimleniyor. Ertesi gün açıyoruz tepsilere, kasalara koyuyoruz. Bunun proteini kökünde. Hayvan bunu yediğinde yaz mevsiminde dışarıda beslenmiş gibi olurken, aynı zamanda da daha yüksek protein alabiliyor’ ifadelerini kullandı.ÇİFTÇİNİN MALİYETLERİNİ DÜŞÜRMEYİ AMAÇLIYORUZZiraat Mühendisi İbrahim Oğuzhan Erginbay ise ‘2018-2019 yıllarında Digor bölgemizde yüzde 70 oranında kuraklık gerçekleşti. Çiftçilerimiz hayvanlarını besleme sorunu yaşadılar. Bu da maliyetlerini etkiledi. Devamında birbirine paralel olarak kredi borçlarını bile ödeyemez hale geldiler. Bizim asıl amacımız; çiftçinin maliyetlerini düşürüp en kısa sürede çiftçimizi refah seviyesine kavuşturmak. 450 TL’den 80 TL’ye düşen maliyetlerle çiftçimizin karını arttırmak, bölgemizin kalkınmasını sağlamak özellikle dışarıya satılan gebe düvelerimizin satışını önlemektir. Bu çalışmalarımızda umarım ki başarıya ulaşacağız’ diye konuştu.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: —————–Muhabir Bedir Altunok’un anonsu-İsmet Hagi’nin konuşması-Digor Ziraat Odası Tarım Danışmanı Serhat Ertek’in konuşması-Ziraat Mühendisi İbrahim Oğuzhan Erginbay’ın konuşması-DetaylarHaber-Kamera: Bedir ALTUNOK / KARS, ================================POYD Başkanı Atmaca: Yoğun bir sömestir geçireceğimizi umuyoruzPROFESYONEL Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Ülkay Atmaca, ‘Çok iyi rezervasyonlar alıyoruz. Ara tatilde de ciddi rezervasyonlar almıştık. Yoğun bir sömestir geçireceğimizi umuyoruz’ dedi.POYD Başkanı Ülkay Atmaca, sömestir tatili ve kış turizmine ilişkin Demirören Haber Ajansı’na açıklamada bulundu. Sömestirle ilgili rezervasyon sürecinin devam ettiğini belirten Ülkay Atmaca, ‘Çok iyi rezervasyonlar alıyoruz. Ara tatilde de ciddi rezervasyonlar almıştık. Devam eden süreçte de yüzde 40- 50 indirimler olduğu için ikinci ara tatile ciddi talep var. Yoğun bir sömestir geçireceğimizi umuyoruz’ dedi.’3 BİN KAMP OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUZ’Şu anda Süper Lig takımlarının tamamı, ikinci ve üçüncü liglerden takımların da Antalya’da kamp yaptığını aktaran Ülkay Atmaca, ‘Antalya genelinde bu sene 3 bin kamp olacağını düşünüyoruz. Antalya için başta golf ve futbol olmak üzere sömestirle birlikte iyi bir kış turizmi geçiriyoruz. 2019 yılını rekorlarla kapatmıştık. 2020’de bu rekorlar devam ediyor. Bölgedeki tesislerin doluluk oranları gayet iyi’ diye konuştu.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ—————-Ülkay Atmaca röportajGenel görüntüHABER- KAMERA: Namık Kemal KILINÇ/SERİK (Antalya), ===============================200 yıllık tarihi han, kadın girişimciler tarafından yönetiliyorBURSA’nın İnegöl ilçesinde bulunan 200 yıllık tarihi Cafer Paşa Hanı, kadın girişimciler tarafından yönetiliyor. 2013 yılında çıkan yangın sonrasında restore edilerek, 2017 yılında yeniden hizmete açılan handaki 25 iş yerinin tamamını kadınlar işletiyor.Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan restorasyonla yeniden ayağa kaldırılan 200 yıllık tarihi Cafer Paşa Hanı, kadın işletmeciler tarafından çalıştırılıyor. Handa, KOSGEB’den destek alarak işini kuran kadınlar da bulunuyor. İnegöl’ün tarihi yüzünü de yansıtan görünümüyle, çarşı merkezinin gözdesi olan Cafer Paşa Hanı restore edilmesinin ardından 38 iş yeri ile yeniden hizmete açılırken, handa bulunan mevcut 25 iş yerini ise kadınlar işletiyor.KOSGEB DESTEĞİYLE İŞ YERİNİ KURDULARKadın girişimcilere emanet handa KOSGEB’ten aldığı destekle davetiye ve organizasyon işyeri açan 22 yaşındaki Buket Eser, ‘Üniversiteyi bitirdikten sonra kendi işimi kurmak istedim. Mezun olduktan 2 ay sonra KOSGEB’e başvuruda bulundum. Projem onaylandı ve 50 bin lira destek aldım. Verilen destekle iş yerimi kurdum. 1 yıldır davetiye ve organizasyon üzerine faaliyet gösteren kendi iş yerimi işletiyorum. Verilen desteğe teşekkür ederim. Genç yaşta iş hayatına atıldım. Mutluyum. Hedeflerim arasında işimi büyütmek var’ dedi.HER AY YENİ BİR KADIN GİRİŞİMCİ KATILIYORCaferpaşa Beylik Hanı Hanımlar Çarşısı Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Kara Şahin ise ‘3 yıl önce açılan Cafer Paşa Beylik hanı kadınlar tarafından işletiliyor. Bu Türkiye’de bir ilk. Her ay hana yeni bir girişimci kadın katılıyor. Burada iş yeri olan kadınlarımız arasında KOSGEB’ten destek alan kadınlar da bulunuyor. Onlara katkıları güzel oluyor. Bu destekle kadın girişimcilerimiz daha da güçleniyor. Türkiye’de Cafer Paşa Hanı bir ilk. Şu anda  handaki 25 iş yeri kadın girişimciler tarafından işletiliyor’ diye konuştu.HEM EV KADINI HEMDE İŞ KADINIHanda iş yeri bulunan Şengül Kaya da ‘3 yıl önce işyerimi hizmete açtım. Burada hiç yabancılık çekmedim, çünkü buradaki esnafların tamamı kadın. Kadının gücünü ve neler başarabileceğini gösteriyoruz. Kadın isterse her şeyi başarır. Ben de ev hanımı olmama rağmen işyerimde el emeğimle yaptığım ürünleri satarak kazanç elde ediyorum’ ifadelerini kullandı.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ—————-Handan detaylar-Kadınların çalışmasından detaylar-AçıklamalarHaber-Kamera: Yavuz YILMAZ/İNEGÖL,(Bursa),===============================Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye edilen aslanlar büyüdüSUDAN Devlet Başkanı Ömer el Beşir tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a 45-60 kilogram olarak hediye edilen 4 aslan 125- 150 kilograma ulaştı. Özenle beslenerek 24 saat güvenlik kamerası ile korunan aslanlar ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi görüyor.Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın 3’üncü, dünyanın ise 4’üncü büyük hayvanat bahçesi olan Gaziantep Hayvanat Bahçesi’nde, yaklaşık 2 yıl önce getirilen, Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir tarafından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hediye edilen Nil, Sultan, Sudan ve Sevakin isimleri verilen 2 dişi, 2 erkek aslanın bakımları özenli şekilde yapılıyor. Düzenli şekilde beslenen ve ilk geldiklerinde 30-60 kilogram olan aslanlar şu anda 125-150 kilograma ulaştı. Dişi olanları 4, erkek olanları ise 5 yaşında olan aslanların yakın zamanda yavrulamaları bekleniyor.Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Doğal Hayatı Koruma Daire Başkanı Celal Özsöyler, ‘Sayın Cumhurbaşkanımıza 4 tane aslan hediye edilmişti. 2 dişi 2 erkek aslana burada 2 yıldır biz bakıyoruz. İlk geldiklerinde kiloları 45-60 arasındaydı. Şu anda 125-150 kilograma ulaştılar. Artık cinsel olgunluğa ve üreme yaşlarına geldiler. Hayvanlarımız burada çok mutlu ve kendilerini huzurlu hissediyorlar’ diye konuştu.ASLANLARDAN YAKIN ZAMANDA YAVRU BEKLİYORUZAslanların beslenme ve yaşam kalitesi nedeni ile yakın zamanda yavrulayabileceklerini belirten Özsöyler, ‘Aslanlarımızdan yakın zamanda yavrularımızı da bekliyoruz. Tüm aslanlarımızda olduğu gibi bu aslanların da yazlık ve kışlık menüleri bulunmakta. Yazın 3,5 kiloya kadar hem kırmızı hem beyaz tavuk eti veriyoruz. Kışın da 4,5 kilo et veriyoruz. Aynı zamanda kışın tüm hayvanlarımıza ayrı menüler düzenliyoruz. Vitamin ve minerallerini her hayvana ayrı şekilde yemeklerine katarak veriyoruz’ ifadelerini kullandı.TÜM BARINAKLARI ÖZEL OLARAK ISITIYORUZKışlık ve yazlık barınakların hazır olduğunu, hayvanların belirli derecelerde ısıtıldığını söyleyen Celal Özsöyler şunları söyledi: ‘Tüm hayvanlarımızın, kışlık barınak sıcaklıklarını ayarlıyoruz. Soğuk havada hayvanlarımızı ısıtıyoruz. Isıtma barınaktaki özel dijital ısıtma sistemi ile sağlanıyor. Belli bir sıcaklığın altına düşerse otomatik olarak ısıtma sistemi çalışıyor. Ortalama barınaklarda 17-20 santigrat dereceye geldiği zaman duruyor. Burada hayvanlar doğasına uygun şekillerde yaşadığı için daha hızlı büyüyorlar. Bunun yanı sıra beslenmeleri çok önemli, biz bunlara son derece dikkat ediyoruz. Türkiye ve Avrupa’da en fazla doğurganlık olan hayvanat bahçesi biziz çünkü dengeli şekilde beslenmelerini, vitaminlerini yapıyoruz. Barınakların kışlık ve yazlık olması, sıcaklıklarının dengeli olması çok önemli. Bunların yanı sıra yazın havuzlarda serinlenme şansları oluyor. Bu nedenle daha hızlı büyüyorlar.’TÜM HAVYANLARA 5 YILDIZLI OTEL KONFORUHayvanat bahçesinde, soğuk havalara karşı dirençsiz hayvanlar yerden ısıtmalı kafeslerde yüksek kalorili gıdalarla besleniyor. Hayvanlara 5 yıldızlı otel konforu sunuluyor. Gaziantep Hayvanat Bahçesi, yaklaşık 1,5 milyon metrekare yeşil alan üzerinde 400 türden 10 bin hayvana ev sahipliği yapıyor. Her yıl 4 milyonun üzerinde ziyaretçi ağırlayan hayvanat bahçesinde su aygırı, yılan, aslan, timsah, deve, fil, maymun gibi hayvanların bakıldığı kafes ya da bölümlerin sıcaklıkları klima ve ısıtıcılarla belli dereceye çıkarılıyor. Sıcaklığın korunduğu odalarda, barınan hayvanların yiyecekleri ise yine kış menüsüne göre hazırlanıyor.Hayvanat bahçesini ziyaret eden vatandaşlar ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye idelen aslanları çok beğendiklerini, hayvanların 2 yılda büyüyerek güzelleştiğini ifade ettiler.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ—————-Hayvanat Bahçesi drone görüntüsüAslanlarAslanlar’ın beslenmesiZiyaretçilerden görüntüHayvanat Bahçesindeki barınaklarMaymunlar ve kangurularCelal Özsöyler ile röp.Vatandaşlar ile röp.Genel ve detay görüntülerHaber: Mustafa KANLI Kamera: Kadir GÜNEŞ-GAZİANTEP  

Bir önceki yazımız olan ÖZEL GÜNDEM (Tekrar) başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Related posts

Leave a Comment